Güney Amerika’da 4 ülke, Avrupa’nın neredeyse tamamı, Kanada, Amerika, Kuzey Afrika ve Arap ülkeleri… Onlarca coğrafya gezmeme karşın Karadeniz’in Trabzon’dan sonraki tarafına hiç gitmemiştim. Yıllardır isteyip dururdum. En sonunda Buklamania Turizm’in davetlisi olarak bir Karadeniz yaylası olan Gito’ya gitme kararı aldım. İyi ki de bu kararı almışım diyorum şimdi.

2050 metredeki Gito’ya gidebilmek için havaalanında bizi karşılayan minibüsle bir buçuk saatlik yolculuk ile Çamlıhemşin’e geldik. Bir iki eksik gediği aldıktan sonra Meydan Köyü’ne vardık. Columbia kar pantolonum, tozluklarım ve yine Columbia down jacket’imi kuşandıktan sonra benim için olmazsa olmaz polar beremi taktım. Sırt çantam sırtımda, küçük bir macera yaşamak uğruna kros kayaklarım ise bir sniper tüfeği gibi omzumda asılı yürümeye hazırdım.

Öyle böyle değil. Meydan Köyü’nden Gito Yaylası’na 12 km yol var. Ancak kardan kapalı. O yüzden köyden dimdik bir hat üzerinden Gito’ya 3 km tırmanacağız. Grup 22 kişi. Her çantaya birer köy ekmeği ve 2 kutu köfte yerleşti bile.

Bu kadar kalabalık bir grup zaman zaman dizlere kadar kara gömülme, fotoğraftı, yemekti, içmekti derken akşama kalıyoruz. Kafa lambalarının ışığı ve kar yağışı altında tırmanmak çoook zevkli. Hele ki yaylanın ilk evine ulaştığımızdaki sevinç çığlıkları harika; ancak yoğun kardan ilk ev ile kalacağımız Koçira Pansiyon arasını 1,5 saatte almak çok maceralı oldu.

FullSizeRender

Koçira Pansiyon, Serhat Pinpir’in sahibi olduğu 8 odalı bir yayla evi. Gelince kapıyı aramamız gerekti zira kar altında kalmıştı. Gece karanlığında karları küreyip kapıyı açmak ve yayla evine sığınmak çok hoş. Tabii 3 km’yi 6 saatte yürüdüğümüzü düşünmek daha da hoş.

“Beyler karlı ayakla içeri giymeyin.”, “Dondummm, n’olur izin verin önce ben gireyim.”, “Nerede bu kibrit?”, “Ellerim donmuş hissetmiyorum!” konuşmaları arasında içeri girip ev sahibinin koca kuzineyi pürmüz ile anında yakmasını seyrediyoruz. Çıtırdayan odunlar evin ısındığına delalet. Kuzine üstünde ıslık çalan çaydanlık demlenen çayın habercisi olurken, kuzine etrafına sığışan onlarca kırmızı ayak parmakları mevcut. On iki kişi kuzine etrafında uyumayı seçerken geri kalanlar odalara dağılıyor.

Telefonun neredeyse hiç çekmediği, kuzgunların kartalların dolaştığı bir diyardayız. Hiç ışık yok. Zira Gito ve diğer yaylalar boş. Ancak bizler gibi deli maceracılar diz boyu karda elektriğin suyun olmadığı bu yere gelmeyi seçiyor. 3 gün boyunca köy ekmeği, kuzinede güveç, mangalda köfte, bulgur yiyoruz. Yakın zirvelere yürüyoruz, tırmanıyoruz. Kimimiz yürüyüp snowbard yapıyor, bense cross kayak. Karları eşeleyip eskimo evi iglo yapıp içinde çay içiyoruz. Çektiğimiz yüzlerce foto ve videonun haddi hesabı yok. Ama en güzeli her gece kendiliğinden ortaya çıkan fasıl. Duvarda asılı olan saz, kemençe ve defler hepimizin çalgısı. Karadeniz türküleri eşliğinde çalıp söylüyoruz. Ben şahsen Karadeniz müziklerini bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmezdim. Havasından suyundan mıdır nedir anlamadım.

3 gün hop diye geçti. Oradayken zaman durmuş gibi. Ne baş ağrısı var, ne stres. Tek düşünce yemek kaçta ve wc için su. Evet tüm sular donuk olduğu için 4 gün boyunca kuzine üstündeki kazanda kar erittik ve suyumuzu doğadan çevirdik.

Vallahi giden herkes gibi ben de Karadeniz’e aşık oldum. Bu sefer sonbaharda oradayım. Serhan Abi, çoluğu çocuğu toparladım geliyorum. Bu sefer kayak değil, bilyeli araba getireceğim bakalım dağlardan aşağı nasıl iniliyor?

Gito turu için: www.bukla.com/gp-tour/gitoda-kis-baskadir

I may be backbone succeeding semester! Lol http://scienceresearchpaper.net/writing-a-research-paper/ Use the lexicon to checkout the substance of any unfamiliar row Now they are beingness recruited, eve favorite over men for sealed jobs.