Kafeinin sportif verim üzerine olan etkileri üzerine de çokça yorumlar yapılmıştır. Kafein son yıllara kadar Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) doping listesinde yer almış bir maddedir. Hepimiz bilerek ya da farkında olmadan kafein tüketiriz. Çaydan kolaya, kakaodan çikolataya kadar birçok besin belli miktarlarda kafein içerir.

Kafeinin, serbest yağ asitlerinin aerobik sistemde kullanılmasını arttırması ve glikojen kullanımını azaltıcı etkisi ile kaslarda yedek enerji kalmasını sağladığı ve dayanıklılık sporlarında performansı arttırdığı bildirilmektedir. Bunlara karşın aşırı kafein, vücut ısısının yükselmesine neden olur. Sindirim sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca güçlü bir idrar söktürücü olduğundan özellikle sıcak havalarda yapılan mesafe sporlarında aşırı terlemeye neden olarak su kaybını arttıracağından performansı olumsuz etkileyebilir. Kahve ve çayda bulunan taninlerin ince bağırsakta demir emilimini ciddi oranda azalttığı da belirtilmektedir. Demirin, hemoglobin yapımı ve oksijen kullanımında etkili bir madde olduğu hatırlanarak, aşırı kafein alımından uzak durulması uygundur. Düzenli alınan kafeine karşı zamanla tolerans gelişir ve etkisini görebilmek için daha yüksek dozlarda alıma ihtiyaç duyulur yani kafein bağımlılığı söz konusudur. Kahve içmeden güne başlamayan, baş ağrısı çeken, dikkatini toplayamayan insanlar tanımışsınızdır. Az miktarda alınan kafeinin uyarıcı etki yaptığı bilinir ama bence fizyolojik etkisinden çok psikolojik bir durumdur.

Kahve türevlerini çok sevmem, kolalı içecekleri bırakalı da uzun yıllar oldu. İçtiğim açık ve şekersiz çaylar dışında vücuduma kafein girmez. Yani kafeinden çok etkilenmem gerekir. Ama zaman zaman yarış öncesi denediğim kafeinden şimdiye kadar olumlu bir etki elde ettiğimi söyleyemem. Hatta uzun macera yarışlarında uykusuz geceleri atlatabilmek için yanımızda taşıdığımız kafeinli cikletler dahi yol alırken horul horul uyumamı engelleyememiştir.